Gıda-Tarım Haberleri

Yayınlanma tarihi:27.02.2016
Arı yoksa kahve de yok!

Birleşmiş Milletler’in raporuna göre, bitkilerin tozlaşmasında rol oynayan arıların ve kelebeklerin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olmaları, çikolata ve kahve gibi çok tüketilen ürünlerin arzında gelecekte sıkıntı yaşanmasına neden olabilir.

Birleşmiş Milletler’in (BM) hazırladığı arılarla ilgili rapor, çikolata ve kahve üreticilerini endişelendirdi.

Dünyanın çeşitli yerlerinde araştırmalar yapan bilim insanlarının iki yıllık çalışmaları ışığında hazırlanan raporda, biyo-çeşitliliğin azalmasına vurgu yapılıyor.

Raporun yazarı Reading Üniversitesi Tarımsal Çevre Araştırmaları Merkezi direktörü Simon Potts, tehlikeye dikkat çekerek ‘’Ciddi bir çöküş dönemi içindeyiz ve bu durum gittikçe büyüyen sonuçlar doğuracak’’ açıklamasında bulundu.

Meyvelerden, sebzelerden kahveye ve çikolataya kadar birçok ekinin tozlaşması, sayıları 20 bini bulan böcek türleri aracılığıyla gerçekleşiyor.

Tozlaşmayı sağlayan böcek türlerinin 5’te 2’si tarımsal faaliyetler, böcek ilaçları, yaşam alanlarının kaybolması ve benzeri nedenlerle tehdit altında.

Kaynak:http://www.ntv.com.tr/ - 27.02.2016

Yayınlanma tarihi:22.02.2016
İnsana ve doğaya zarar vermeyen tarım ilacı yapılıyor...

Niğde Üniversitesi Ayhan Şahenk Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Özgen, Hacettepe Üniversitesi Nanoteknoloji ve Nanotıp Anabilim Dalı ile yürüttükleri çalışmada 'Nanobiyoteknoloji' yöntemiyle insan sağlığı ve doğaya zarar vermeyen tarım ilaçları geliştirdiklerini söyledi.

Niğde Üniversitesi ile Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinin ortaklaşa yürüttüğü çalışma sonucunda meyve ve sebzelerde bulunan ve yüksek antimikrobiyal etkiye sahip bazı moleküllerden, çevreye zarar vermeyen tarım ilaçları geliştirdi. Geliştirilen tarım ilaçlarının uzun süre etkili, yüksek verimli, çevre dostu ve sürdürülebilir olduklarının tespit edildiği belirtildi.

Özellikle son yıllarda tarım ürünlerinde karşılaşılan ilaç kalıntılarının insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkilerini yok etmek üzere daha etkin çözüm arayışı içinde bulunulurken yürütülen proje ile ilaçların nano boyutta üretildiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Özgen, bunun gelecekteki zirai mücadele çalışmaları için umut vaat ettiğini kaydetti. Özgen, doğaya zarar vermeyen yeni ilaçla ilgili yürütülen çalışmalar hakkında şunları söyledi: "Nanoteknoloji, tarım alanında; bitki hastalıklarını önlemede, erken hastalık tespitinde, zirai ilaç ve gübre kullanımını azaltmada, bitki ve hayvan ıslahı çalışmalarında kullanılmaya başlanmıştır. Nano teknolojinin biyoloji ayağı olan nanobiyoteknoloji uygulamaları ile tarım sektöründe daha az maliyet ile daha yüksek verim ve kaliteye ulaşmak, insan ve çevre sağlığına duyarlı sürdürülebilir tarımı gerçekleştirmek mümkün olacaktır. Tarım ilaçlarının toksik olmayan kimyasallardan faydalanılarak yapılması çevreci ve sürdürülebilir bir tarım için hedeflenmektedir. Bitki kökenli bazı moleküllerin yüksek oranda pestisit özelliğine sahip olduğu yapılan çalışmalar kapsamında ön plana çıkarılmıştır. Sayıları yaklaşık 40 binin üzerinde olan biyoaktif moleküller daha çok kırmızı meyve ve sebzeler, turunçgiller, soğan, baklagiller ve çayda bol miktarda bulunmaktadır. Toksik etkisi bulunmayan ve doğal antimikrobiyal ajan özelliğindeki bu biyoaktif moleküllerden doğal tarım ilaçlarının geliştirilmesi gelecekteki çevre dostu pestisit çalışmaları için örnek olacaktır."

Mustafa Özgen ayrıca elde edilen sonuçların insan ve çevre sağlığına dost, sürdürülebilir bir tarım için ümit verici bir başlangıç olduğunu belirterek laboratuar çalışmalarında elde edilen başarılı sonuçların uygulamaya aktarılması çalışmalarının sürdürüldüğünü ifade etti.

Kaynak:http://www.cumhuriyet.com.tr/ - 22.02.2016

Yayınlanma tarihi:09.02.2016
Organik Ürünler Pazarı 72 Milyar Doları Geçti...

Dünya genelinde tüketici bilincinin artmasıyla birlikte yıldızı parlayan, insan sağlığına ve çevreye duyarlı, ihracatta daha fazla katma değer sağlayan organik ürünler Almanya’nın Nürnberg şehrinde 27. kez düzenlenecek olan dünyanın en büyük organik fuarı, Biofach Organik Ürünler Fuarı’nda görücüye çıkıyor.

Türk organik sektörü, yıllık 400 milyon dolar seviyesindeki ihracatını, uluslararası fuarlara katılarak 2023 yılında 2.5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Biofach Organik Ürünler Fuarı'nda Türkiye Milli Katılım Organizasyonu'nu Ege İhracatçıları Birlikleri 17. kez düzenliyor. Türkiye 2015 yılında Biofach'a 13 firma ile katılmışken, 2016 yılında katılımcı sayımız 16'ya yükseldi.

BioFach-Nürnberg'in, organik ürünler konusunda dünyanın en önemli fuarı olma özelliğine sahip olduğunu belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Nurettin Tarakçıoğlu, 2015 yılında fuara 129 ülkeden 2.235 firmanın katıldığını, ziyaretçi sayısının ise 42 bin'i aştığını kaydetti. Fuarda, ekolojik normlara uygun olarak üretilen gıda, içecek ve bitkisel ürünlerin sergilendiğini anlatan Tarakçıoğlu "Türkiye milli katılımı, Hall 4'ün girişinde yaklaşık 376,5 m2'lik bir alanda toplam 16 firma ve kuruluşun katılımları ile gerçekleştirilecek. Türk firmaları, başta organik kuru üzüm, kayısı, incir, fındık gibi organik kuru ve kabuklu meyvelerimiz olmak üzere, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar, odun dışı orman ürünleri, zeytin ve zeytinyağı, kuru domates ve domates konsantresi, konserve ve salamura meyve ve sebzeler, meyve suyu, püresi ve konsantresi, yarı kuru meyve ve sebzeler, IQF ve dondurulmuş meyve ve sebzeler, un, çay gibi organik kuru meyvelerini dünyanın dört bir yanından katılacak olan ziyaretçilerin beğenilerine sunacaklar. Fuara ayrıca bir organik gübre üreticisi kuruluş ile birlikte, Manisa'da organik tarımı yaygınlaştırmayı hedefleyen Manisa Valiliği de bir info-standla katılacak" diye konuştu.

Organik ürünlerin ihracatında katma değerli ve inovativ ürün yaratma şansının daha yüksek olduğuna dikkati çeken EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı Tarakçıoğlu, organik ürünlerin bu avantajlarından dolayı üretilmelerinin ve ihracatının kesinlikle desteklenmesi ve artırılması gereğinin altını çizdi.

ORGANİK ÜRÜNLER PAZARI 72 MİLYAR DOLARI GEÇTİ

Dünya genelinde organik gıda ve gıda dışı ürün üretim alanı, miktarı ve global ticaret hacmi her geçen yıl arttığına işaret eden Tarakçıoğlu şöyle devam etti: "Tarıma ayrılmış alanlar itibariyle Avustralya, Arjantin, AB, ABD, Kanada, Hindistan öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Ülkelerarası dünya organik ürün ticaret hacmi, gıda-dışı ürünler de dahil olmak üzere 2014 yılı itibariyle 72 milyar doları aşmış durumda. ABD'de satışa sunulan toplam organik ürün ticaret hacmi 40 milyar dolara dayanmışken, Avrupa Birliği'nde 2013 yılında organik ürünlerin satış değeri 22,2 Milyar Euro düzeyine ulaşmış durumda. Dünya genelinde gıda güvenliği ve güvenilirliği, karbon ayak izi konularında giderek yaygınlaşan bilinçlenme, tarımsal üretimde yaygınlaşan zirai ilaçlar, GDO gibi etkenlerin de etkisi ile ortaya çıkan soru işaretleri ve kaygıları ABD ve AB başta olmak üzere gelişen ve gelişmekte olan hemen her ülkede tüketicilerin tercihlerine etki eder hale geldi."

Türkiye'de organik tarıma ayrılan alanların toplam tarım alanları içindeki payının yüzde 2'yi aşmış durumda olduğunu anlatan EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı Nurettin Tarakçıoğlu, organik ürünlerin iç piyasadaki satış değerinin 70-80 milyon Dolar civarında olduğunu dile getirdi. Tarakçıoğlu, "İhracat hacmimizin ise gıda-dışı ürünlerle (ağırlıklı olarak pamuk, tekstil, giyim ürünleri) birlikte 400 milyon dolar civarında. Organik ürün ihracatı, konvansiyonel ürün ihracatına göre çok daha katma değerli. 2023 yılında organik ürün ihracatımızda 2.5 milyar doları hedefliyoruz" dedi.

Türkiye'nin Organik ürün ihracatında; kuru incir, çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı, fındık, diğer kurutulmuş meyveler, dondurulmuş meyve ve sebzeler, baharatlar, odundışı orman ürünleri ve doğadan toplama ürünler, hububat ve bakliyat ürünleri, tekstil ürünleri, konserveler, meyve suları, zeytin-zeytinyağı öne çıkıyor.

Kaynak:www.haberler.com - 09.02.2016

Yayınlanma tarihi:05.02.2016

Ayvalık'ta İyi Tarım ve Organik Tarımın Yaygınlaştırılması Projesi Hayata Geçirildi!

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, İyi Tarım ve Organik Tarımın Yaygınlaştırılması Projesi başladı.

Bu kapsamda; 03.02.2015 ve 04.02.2015 tarihlerinde Ayvalık'ın en büyük mahallesi olarak nitelendirilen Altınova'da eski belediye binası ve Ayvalık Ziraat Odası toplantı salonunda gerekleşen seminerlerde iyi tarımın yaygınlaştırılması için çalışmalar resmen başladı.

Ayvalık İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Ayvalık Ziraat Odası ile birlikte düzenlenen seminerlerde Balıkesir İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü konu uzmanı Ziraat Mühendisi Yavuz Ökten tarafından sunum yapılarak bilgi sunuldu.

Toplantıda İyi Tarım ve Organik Tarım Uygulamalarının Ayvalık'ta yaygınlaştırılarak tüketicilere güvenli ürün sağlanması, çevre dostu üretim teknikleri ile sürdürülebilir üretimin gerçekleştirilmesine yönelik bilgilendirmelerde bulunuldu.

Ayvalık'ta ki seminerlerde sebze ve meyve yetiştiriciliği faaliyeti yürüten çiftçilere üretim faaliyeti sırasında çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyen tarım teknikleri anlatılarak doğal kaynakların korunması, tarımda izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik, gıda güvenliğinin sağlanması konularında teknik bilgiler verildi.

Katılımın oldukça yüksek olduğu ve oldukça ilgi çektiği katılımcılar tarafından belirtilerek uygulamanın ve eğitimlerin devamının olması halinde Ayvalık'ta yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekildi.

Projeyi birlikte yürüten Ayvalık Ziraat Odası Başkanı Hasan Kıtay ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Yusuf Aygün yaptıkları seminer açılış konuşmalarında katılımdan dolayı katılımcılara teşekkür ederek Ayvalık'ta organik ve iyi tarımla ilgili güzel çalışmaların gerçekleştirileceği ve yaygınlaştırılmasının sağlanacağını vurguladı.

Kaynak:www.haberler.com - 05.02.2016

Yayınlanma tarihi:03.02.2016

Solucan Gübresi Üretmeyi Akademik Kariyere Tercih Etti!

Akademik kariyeri bir kenara bırakan 30 yaşındaki Umut Kuruüzüm, Aydın'ın Yenipazar İlçesi'ndeki küçük arazisinde solucan gübresi üretmeyi seçti. Kariyer kavramını "mutlu olduğun işi yapma" olarak nitelendiren Kuruüzüm, her geçen gün yaptığı işten daha fazla keyif aldığını söyledi.

Boğaziçi Üniversitesi'nde işletme, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümlerinden mezun Umut Kuruüzüm, çoğu kişinin peşinden koştuğu iş ve akademik kariyeri bir kenara bıraktı. Yenipazar'ın Çulhan Mahallesi'nde kendisine ait 10 dönüm arazide zeytin ve turunç ağaçları bulunan Kuruüzüm, verimi artırmak için doğal solucan gübresi üretimine başladı. Kilosu 2.5 lira olan solucan gübresinin toprağın verimini yüzde 40 artırdığını söyleyen Kuruüzüm, bu işe nasıl merak saldığını şöyle anlattı:

"Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrenciliğim sırasında okuduğumuz siyasi metinlerden ekolojiye, sürdürülebilir kalkınmaya ve permakültüre merak salmaya başlamıştım. Mezun olduğumda herkes gibi kariyer planlarım vardı. Prestijli bir işe girmem gerekiyordu. Bu yüzden toprakla ilgili bir şeyler yapmaya cesaret edemedim. En sonunda bir bankanın teftiş kuruluna girdim. İki sene kadar çalıştım. Sonra mutsuz oldum ve istifa ettim. İstifa ettikten sonra devlet bursuyla İngiltere'de London School of Economics'te (LSE) doktoraya başladım. Londra'da inanılmaz bir geri dönüşüm kültürü vardı ve ben de bu kültürden çok etkilendim. Bu dönemde az çok geri dönüşümle ilgili kitapları da okumaya başladım. Toprakla uğraşmak için cesaret geldi. Evimde solucan beslemeye başladım. Ufak fanuslar içerisinde neler yaptıklarını yakından görme fırsatım oldu."

"OYSA KARİYER MUTLU OLDUĞUN İŞİ YAPMAKTIR"

Yeni neslin tarımı ve toprağı bir değer olarak görmediğinden bahseden Kuruüzüm, "Herkes maaşlı masa başı bir iş istiyor ve buna da kariyer diyor. Oysa kariyer mutlu olduğun işi yapmaktır. Bana da soruyorlar 'senin solucanla ne işin olur' diye. Gülüyorum bazen içimden. Bu işin ne kadar keyifli, yaratıcı ve geleceği olan bir uğraşı olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Biz bu işe başlayalı yaklaşık 8-9 ay oldu. Gün geçtikçe daha da keyifli oluyor. Şu anda ufak bir organik gübre atölyemiz var. Bizim için burası bir okul gibi. Yenipazar pidesi yediğimiz günlerin birinde olur mu olmaz mı derken denemeye karar verdik ve 30 bin kadar Kırmızı Kaliforniya Solucanı'yla ufak bir üretim atölyesi kurduk. Şimdi 250 binden fazla solucanımız var ve Eylül 2016 tarihi itibariyle yaklaşık 2 milyon kadar solucanımız olacak. Mutlu insan her şeye sahip olan insan değil, sahip olduklarını hiç kaybetmeyecek kadar çok sevendir" dedi.

"KİMYASAL GÜBRE KULLANMAYIN"

Herkesin kendi gübresini üretebileceğinin altını çizen Kuruüzüm, "Biz kendimize yetecek kadar gübre üretiyoruz ve organik tarım yapıyoruz. Çiftçiler kendi gübre ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilir ve bu sayede yüzde 40 daha fazla ürün elde edebilirler. Kimyasal gübre kullanmaktan kaçınmalarını tavsiye ediyorum. Kimyasal gübrelerden başlarda iyi bir sonuç alınmasına rağmen daha sonra topraktaki verim azalıyor. Bu yüzden solucan gübresinin önemi her geçen gün artıyor. Topraktaki organik gübre miktarı düştüğünde sürdürülebilir bir sonuç almamız mümkün değil" dedi.

40 YILLIK ÇİFTİLER ONLAR ÖĞRENİYOR

Kuruüzüm'e yardımcı olan çiftçi Mehmet Çobanoğlu (60), solucan gübresi üretmeyi yeni öğrendiğini belirterek, "Kırk yıllık çiftçilikle uğraşıyorum. Tecrübelerim tabii ki var ama bu iş için yurt dışından kitaplar sipariş ettik hep birlikte okuyup öğreniyoruz. 10 dönüm kadar arazimiz mevcut ve amacımız kimyasal gübre kullanılan bu araziyi önce iyi tarım ilkelerine göre dönüştürmek daha sonra da organik tarıma geçmek" diye konuştu.

Kaynak:www.haberler.com - 03.02.2016

Yayınlanma tarihi:31.01.2016

Kütahya'nın Simav ilçesinde jeotermal enerjinin kullanıldığı seralarda yılda 7 bin ton domates üretiliyor!

Türkiye'nin önde gelen jeotermal merkezlerinden Kütahya'nın Simav ilçesinde, jeotermal seralarda yetiştirilen domatesler iç pazarda büyük ilgi görüyor.

Simav 4 Eylül Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Bekir Kurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçede bireysel olarak başlayan seracılığın, daha sonra kooperatifleşerek kurumsallaştığını söyledi.

İlçede seracılığın önemli gelir kaynakları arasında olduğunu bildiren Kurt, şöyle konuştu:

"Simav'da seracılık ilk olarak 1996 yılında 'klasik seracılık' olarak başladı. 1998 yılında ise seralarda jeotermal enerjiyi kullanmaya başladık. Eynal kaplıcaları bölgesinde yaklaşık 400 dekar alanda kurulan seralarda jeotermal enerjiyle yılın 12 ayında domates üretimi yapıyoruz. Kooperatifimizin 108 ortağı var. 120 civarında da jeotermal enerjiyle üretim yapan seralarımız bulunuyor."

Kurt, ilçedeki seralarda yılda yaklaşık 7 bin ton domates üretildiğine işaret ederek, domateslerin iç pazara ancak yettiğini belirtti.

Jeotermal seralarda üretilen domateslerin farklı olduğunu dile getiren Kurt, "Ürettiğimiz domateslerde kesinlikle hormon kullanmıyoruz. Ürünlerimiz iriliği, rengi, aroması, yola dayanıklılığı ve kendine özgü lezzetiyle ülkemizde üretilen domateslerden çok farklıdır" dedi.

"Pazar sıkıntısı yok"

Kurt, ürettikleri domateslerde pazar sıkıntısı olmadığına işaret ederek, şunları kaydetti:

"Ürünler İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere büyük illere gönderiliyor. Buralardaki talepleri ancak karşılayabiliyoruz. Topraklı seracılıkta verim düştüğü için topraksız üretime geçmeye başladık. Bundan sonraki süreçte modern seracılığa geçmeyi hedefliyoruz. Devlet bu konuda gerekli desteği sağlarsa kısa sürede üretimi artırarak hem iç pazara hem de dış pazara ürün gönderebiliriz. Jeotermal enerji nedeniyle Simav seracılık alanında büyük bir potansiyele sahip bir bölge."

Toptancıların domateslere büyük ilgi gösterdiğini dile getiren Kurt, ürettikleri domateslerin toptancıya 2,70 ile 3 lira arasında satıldığını da sözlerine ekledi.

Kaynak:www.dunya.com - 31.01.2016

Yayınlanma tarihi:01.01.2016

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen ürünlerle içeriğinde ilaç etken maddesi tespit edilen ürünleri kamuoyuna açıkladı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca, taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen, aralarında et, süt ürünleri ile içeriğinde ilaç etken maddesi tespit edilen takviye edici gıda, bitkisel yağ, alkolsüz içecek, bitkisel çay, baharat, çikolata ve kahvenin yer aldığı 57 parti ürün kamuoyu ile paylaşıldı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının internet sitesinde yer alan duyuruya göre, kontroller sonucunda süt ve süt ürünlerinde taklit ve tağşiş yaptığı kesinleşen 10 gıda işletmesi ve bu işletmelerin ürettiği 7'si yoğurt, 4'ü tulum peyniri, 1'i tereyağı olmak üzere bu ürünlere ait bilgiler kamuoyu ile paylaşıldı. Süt ürünlerinde bitkisel yağ, nişasta ve jelatin tespit edildi.

Bunun yanı sıra et ve et ürünlerinde de laboratuvar tahlilleri sonucunda taklit ve tağşiş yaptığı kesinleşen 13 gıda işletmesi ve bu işletmelerin ürettiği aralarında lahmacun içi harcı, köfte, kıyma, dana sucuğun aralarında bulunduğu ürünlere ait bilgiler duyuruldu. Örnek olarak köftede kanatlı eti, sakatat ve soya, dana sucukta tükürük bezi tespit edildiği aktarıldı.

Açıklamada, takviye edici gıdalar ve benzer ürünlerde de kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten veya satan 5 gıda işletmesi ve bu işletmelerin ürettiği ürünlere ait bilgiler de yer aldı. Örnek olarak, bitkisel karışımlı macun ve ginsengli cinsel sağlık setinin içinde sıklıkla ilaç etkin maddesi "Sildenafil"e rastlandığı bildirildi.

Bitkisel yağlarda taklit ve tağşiş yaptığı kesinleşen 20 gıda işletmesi ve bu işletmelerin ürettiği içinde olmaması gereken yağ asitlerinin bulunduğu ürünlere ait bilgiler paylaşıldı.

Alkolsüz içeceklerde kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten veya satan 5 gıda işletmesi ve bu işletmelerin ürettiği ürünler, kahve, bitkisel çay, baharat ve çikolatada da 1'er gıda işletmesinin ürünlerine ait bilgiler kamuoyuna duyuruldu.

Gıdalarda taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi bulunduğu tespit edilen ürün, firma ve markaların bulunduğu listeye "www.tarim.gov.tr" adresinden ulaşılabiliyor.

724 bin 379 resmi kontrol gerçekleştirildi.Buna göre, piyasa gözetimi ve denetimi kapsamında geçen yıl 724 bin 379 resmi kontrol gerçekleştirildi.

Birinci grupta taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen ürünlerle ilgili firmalara 14 bin 649'ar lira idari para cezası uygulanmasına karar verildi.

İkinci grupta ise laboratuvar analizleri sonucunda sağlığı tehlikeye düşürebilecek şekilde içeriğinde ilaç etken maddesi tespit edilen ürünler açıklandı. Bu ürünler, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılacak ve ürünlerin mülkiyeti kamuya geçirilecek. Ayrıca söz konusu ürünleri üreten veya piyasaya arz edenler hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunuldu.

Kaynak:www.dunya.com - 01.01.2016

Yayınlanma tarihi:24.12.2015

‘Organik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi’ kapsamında dağ köylerinden 200 üretici organik zeytinyağı üretimine başladı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü, ‘Organik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi’ kapsamında Bayındır ilçesinde bulunan asırlık zeytin ağaçlarıyla dolu zeytinliklerde organik tarım yapılması için yürüttüğü çalışmaları tamamladı.

Proje kapsamında dağ köylerinden 200 üreticinin 3 yıl süre ile tüm sertifikasyon maliyetleri karşılanarak organik tarıma geçişi sağlandı. Ayrıca bu süre boyunca çeşitli konularda verilen eğitimlerle üreticilerin daha bilinçli ve verimli üretim yapmaları sağlandı. Ayrıca proje kapsamı dışında da organik tarıma geçiş yapan önemli sayıda üreticinin bulunduğu Bayındır, organik zeytinyağında da kendisine büyük hedefler belirledi.

Kaynak:www.dunya.com - 24.12.2015